İçeriğe geç
Reklamlar

İslamın En İyi Yaşandığı Ülke Hangisi?

    devletlerin-islamilik-endeksi-1170x535

İslamın en iyi yaşandığı ülkeler:

Yaşadığımız ülke ne kadar İslami? Ülkemizin yönetim modeli Kuran’a uygun mu? Müslümanlığın en iyi yaşandığı ülkeler hangileri?

Türkiye’de yaşayan halkın çoğunluğu kendini İslami yani Müslüman olarak tanımlamaktadır. 7.5 miyarlık Dünya nüfusunun yaklaşık 1.2 milyarını oluşturan 63 ülke halkı da aynen bizim gibi kendilerini ”İslam” olarak tanımlamaktadır. İslam sıfatını kullanan çok ülke var ama bu ülkelerin çoğunluğu farklı yönetim biçimlerine sahip. Kuran’a uygun devlet yönetim şekli için Kuran’da Devlet Yönetim Modeli Var Mı? başlıklı makaleyi okumanızı tavsiye ederim.

Bu konuda en iddialı ülkelerden biri de Türkiye. Hatta ümmetin lideri, son kale vs. gibi çok iddialı sözler söyleyenler var. Yönetim şeklimiz, yürürlükteki kanunlar, halkın genelinin seküler yaşam biçimine baktığımızda İslam konusunda nasıl bu kadar büyük sözler edebildiğimiz gerçekten çok şaşırtıcı. Ülke olarak yaşadığımız bu ”Akıl tutulması” %99’u Müslüman Ülke makalesinde ayrıntılı olarak anlatılmaktadır.

Kurani tanımla İslam, Allah’ın emir ve yasaklarına koşulsuz teslim olmayı gerektirir. Bazılarının zannettiği gibi İslam Hz. Muhammed’le başlamamıştır, Hz. Adem’den beri aynı temeller üzerine kurulu dinin adıdır.

Bazen siyasiler, bazende halktan şu sözü duyarız: ”İslamın en iyi yaşandığı ülke Türkiye” Acaba bu söz ne kadar doğru?

Acaba kendini İslam olarak tanımlayan Türkiye ve benzeri ülkeler gerçekte ne kadar İslami?

2013 yılında Scheherazade S. Rehman ve Hossein Askari isimli akademisyenler gerçekleştiriyor. “Ülkelerin İslamilik Endeksi” adı altında yapılan bu araştırmada ülkelerin içinde bulunduğu sosyal/siyasal yapı, “İslamist ekonomi, Yasal yönetim, İnsani ve politikalar haklar ve Uluslararası ilişkiler” olmak üzere dört kategoride inceleniyor. Bir ülkenin ne kadar İslami olup olmadığını anlamak için şu temel hususların cevapları aranıyor:

1-Toplumun tüm üyelerine eşit iktisadi fırsatlar
2. İktisadi adalet
3. Sözleşmelerin ve mülkiyet haklarının korunması
4. Çalışmak isteyen herkese istihdam imkânlarının oluşturulması
5. Eğitim imkânlarının eşit sağlanması
6. Yoksulluğun önlenmesi ve temel ihtiyaçların karşılanması (gıda, yiyecek, elbise, sağlık gibi)
7. Vergilerin toplumun diğer ihtiyaçları için kullanılması
8.Tabii kaynakların toplumun bugünkü ve gelecekteki üyeleri düşünülerek yönetilmesi
9. Yolsuzluğun önlenmesi
10. Destekleyici bir finansal sistem oluşturulması
11. Faizin kaldırılması da dahil finansal temaüller
12. Devlet yapısının bu ihtiyaçları karşılayacak verimlilik ve etkinlikte olması.

Sonuç ise tam bir trajedi “İslamilik Endeksi” sıralamasında ilk 10’a giren hiçbir Müslüman ülke yok!

Üstelik 2013 ve 2015 sonuçlarında da bu durum değişmiyor. 2015 yılında listeye giren ilk 10 ülke: “Hollanda, İsveç, İsviçre, Yeni Zelanda, Danimarka, Finlandiya, Norveç, Lüksemburg, Avusturalya, Kanada.” Kendini Müslüman olarak tanımlayan ülkeler” ancak 30. sıranın sonlarında listeye dahil olabiliyorlar. Türkiye’nin yeri ise listede çok daha gerilerde, 65.sırada! Görüldüğü üzere Müslümanların ağırlıkla yaşadığı ülkeler değil, diğer dinlerin hatta ateistlerin (İskandinav ülkelerinin yaklaşık %30’unun ateist olduğu belirtiliyor) yaşadığı ülkeler “İslamilik Endeksinde” ilk sıraları paylaşıyor. Ne acıdır ki İslam dininin emirlerini ve vaat ettiklerini kendini Müslüman olarak adlandıranlar değil diğer inanç grupları ve hatta inançsızlar yerine getiriyor! Bu çalışmanın doğruluğu için ise listede ilk sıralarda yer alan ülkeler ve sonlarda yer alan ülkelerin durumlarını basitçe kıyaslamak yeterli. Örneğin Türkiye. Adalet çoğu zaman lafta kalıyor, halkın gelir dağılımı arasında uçurum var, hukuk sistemi aksak, ağır ve bazende taraflı işliyor, ekonomi tüketim üzerine kurulu ve kırılgan vs.

Tablo bize İslami değerlerin yaşanmadığı İslam ülkeleri gibi bir trajedinin yaşanmakta olduğunu gösteriyor. Ayrıca başka bir makalemizde değindiğimiz İslam Ülkeleri Neden Geri  Kaldı? sorusuna da  farklı bir bakış açısıyla cevap veriliyor.

Mevzu rivayet, geleneksel din anlayışı, cariye, köle vs. konuları İslamdanmış gibi göstermek olunca olunca ortalığı ayağa kaldıran, Kuran ayetlerine türlü kulplar takıp uymayanlar konu sosyal haklar, gelir dağılımı, refah düzeyi, adalet olunca nasıl oluyorda “kafir batının” gerisinde kalmaktan rahatsız olmuyor!

Batı ahlaksız diyoruz ama ahlak sadece giyim-kuşam ve cinsel konulardamı geçerli? İşçiyi karın tokluğuna çalıştırmak, adam kayırmak, torpil yapmak, yolsuzluk vs. ahlaksızlık değil mi? Bu konulardan bakınca acaba biz mi yoksa batı mı daha ahlaksız?

Bu tablo ateistlerin Müslümanlara saldırmak için sıklıkla kullandığı ”Neden Dünya’nın en fakir ve problemli ülkeleri İslam ülkeleri, kafir dedikleriniz bolluk içindeyken siz neden sürünüyorsunuz?” sorularının cevabını veriyor. İslam denilen ülkelerin gerçekte yaşadığı dinin İslam ile alakası yok. Yukarıdaki çalışmada sorgulanan kriterlerin hepsi Kuran’da geçen Allah’ın emirleri ile doğrudan ilişkili, sorsanız bunları inkar edende yok ama iş uygulamaya gelince İslam ile alaka kalmıyor.

Problemin kaynağı belli, bu tablonun başlıca sebebi yıllardır uygulanan şirk ve hurafe temelli geleneksel din anlayışıdır. Adaletin sağlanması fedakarlık, dürüstlük ve çalışma gerektirir. Geleneksel kültürün itikadı olan münafık din anlayışı ise zora gelmez, fedakarlığı sevmez, dürüstlük zaten hayatlarında hiç yoktur.

Kuran’la değil kafir kanunlarıyla yönetilen, devlet eliyle genelev, tekel, piyango işletmeciliği yapılan, faizin hayatın her alanında sınırsızca alındığı her türlü adaletsizliğin yaşandığı Türkiye’mi İslamı en iyi yaşayan ülke? Bunu iddia eden ya İslam nedir bilmiyor yada menfaati için konuşuyor.

Bakara 177: ”İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyene ve kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar muttakilerdir.”

Hayırlı tefekkürler dilerim…

Reklamlar

Yorumlarınızı bizimle paylaşın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: