İsrailoğullarının Vadedilmiş Toprakları

10599315_850724601604221_800113721819982338_n

İsrailoğullarının vadedilmiş toprak meselesi sıklıkla duyduğumuz bir konudur. Bu Kuran’da anlatılmaktadır:

Maide 21 ”Ey kavmim! Allah’ın size yazdığı kutsal toprağa girin. Sakın ardınıza dönmeyin. Yoksa ziyana uğrayanlar olursunuz.”

Araf 137: ”Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz, onların sabretmeleri karşılığında gerçekleşti. Firavun ve kavminin yaptıklarını ve (özenle kurup) yükselttiklerini yerle bir ettik.”
Vaad edilmiş topraklar meselesi Hz. Musa ile başlıyor. Mısır’dan çıkan İsrailoğulları önce Sina çölüne yerleşiyor daha sonra Allah tarafından Kudüs ve çevresine gitmeleri emrediliyor.

Bazılarının zannettiği gibi vadedilmiş topraklar İsrailoğullarının tapulu malı değil. Bu topraklara sahip olmalarının şartları var.

Bakara 83: ”Hani İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz, anne-babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, insanlara güzel söz söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç sözünüzden döndünüz ve yüz çevirdiniz.”

Enbiya 105: ”Andolsun, biz Zikir’den sonra Zebur’da da: “Şüphesiz Arz’a salih kullarım varisçi olacaktır” diye yazdık.”

Şartları yerine getirmedikleri sürece İsrailoğullarına vadedilmiş hiç bir şey yok. Nitekim Hz. Musa ile başlayan bu süreçte anlaşmayı bozmaları sebebiyle defalarca felakete uğramışlardır. 40 yıl süren babil sürgünü, mabetlerinin defalarca yıkılması, çevre kabilelerle girdikleri savaşlarda verdikleri ağır kayıplar bunlara örnektir. En sonunda Hz. İsa’yı öldürmeye kalkmaları sonucunda vaadedilmiş toprakları tamamen kaybetmişlerdir. Çıkardıkları büyük isyanlarda çok büyük kayıplar vermiş ve Romalılar tarafından bu bölgeden sürgün edilerek Dünya’nın her tarafına dağılmışlardır. 1947’de İsrail devleti kurulana kadar yaklaşık 2000 yıl bu bölgede hakimiyet kuramamışlardır.

2. Dünya savaşı sırasında Hitler tarafından büyük bir katliama uğrayan İsrailoğulları bu katliamın oluşturduğu ”mağdur halk” imajını ustaca kullanarak İsrail devletini kurmuşlardır. Önceleri ”mağduru” oynayan İsrailoğulları devlet kurmaları sonrası binlerce senedir burada yaşayan Müslüman halka karşı Hitler’i aratmayacak katliam ve zulümler yapmışlardır. Bu vahşet halen devam etmektedir.

İsrailoğullarının bu ikiyüzlü tavırları Kuran’da anlatılmaktadır:

Ali İmran 75-76: ”Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah’a karşı yalan söylerler. Hayır; kim ahdine vefa eder ve sakınırsa şüphesiz Allah da sakınanları sever.”

Bakara 87: ”Andolsun, Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya mucizeler verdik. Onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Size herhangi bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirdikçe, kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi?”

Nisa (160-161): ”Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları, kendilerine yasaklanmış olduğu hâlde faiz almaları, insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helâl kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık. İçlerinden inkâr edenlere de acı bir azap hazırladık.”

Allah tarafından İsrailoğullarına toprak vadedilmesi ve onların seçildiğinin belirtilmesi onlara zulüm yapma hakkı vermiyor hatta tam tersine onlara büyük bir sorumluluk yükleyerek bütün insanlara örnek olmalarını gerektiriyor.

İsrailoğulları kendilerine verilen bazı dünyevi şeylerde üstün olabilirler ama yaratılışları ve günahları açısından diğer insanlardan hiç bir farkları yok:

Maide 18: ”Yahudiler ve hıristiyanlar, “Biz Allah’ın oğulları ve sevgili kullarıyız” dediler. De ki: “Öyleyse (Allah) size neden günahlarınız sebebiyle azap ediyor? Hayır, siz de O’nun yarattıklarından bir beşersiniz.” (Allah) dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunanların da hükümranlığı Allah’ındır. Dönüş de ancak O’nadır.”

Yahudilerin çoğu, filistinlilere yaptıkları zülmü normal bir şey olarak görüyor. Maalesef bazı Müslüman görünümlü kişilerden de böyle düşünenler var. ”Allah Yahudilere toprak vadetmiş onu almaya çalışıyorlar”, ”bu aslında bizim değil Yahudilerle Hristiyanların davası” gibi Kuran’a aykırı, sapkınca iddialarda bulunuyorlar.

İşin dini boyutu bir tarafa, ortada Yahudiler tarafından sadece yaşadıkları bölge sebebiyle topraklarından kovulan, evleri yıkılan ve katliama uğrayan milyonlarca nüfusa sahip bir halk var. Başta bu zulüm Yahudilere Allah tarafından yasaklanmıştır.

Tabi bu vahşet sadece Yahudi radikallerinin eseri değil. Asıl sıkıntı lafa gelince Müslümanlığı kimseye bırakmayan, medya önünde İsrail’e karşıymış gibi yapan İslam görünümlü ülke liderlerinin çelişkili, münafıkça politikalarıdır. Lafta İsraile karşılar ama siyaset, uluslararası ilişkiler vs. gibi bahanelerle İsrail’le kolkola girmekte ve çok sayıda tavizler vermektedirler. Bu yüzden İsrail’in yaptığı katliamlar sosyal medyada lanet okuma, bir kaç mitingte bayrak sallayıp, slogan atmaktan öteye gitmemektedir. Hatta bu durum din istismarcılığını politika haline getirmiş siyasi partiler tarafından kullanılmaktadır.

Allah hiçbir millete zulüm yapma yetkisi vermemiştir. İsrailoğulları şu an Kudüs ve çevresinde hak sahibi değil gaspçı konumundadır. Zulüm yaptıkları müddetçede bu böyle olacaktır.

İslam coğrafyası olarak Kuran’dan uzak, hurafelere batmış, tarikat-cemaat şarlatanlarının yönetimindeki din anlayışımızla bu haksızlığı durduracak bir potansiyel maalesef bizlerde yok. Yetmiş senedir ”Kahrolsun İsrail” diyoruz ama bu bozuk itikadımız sebebiyle kahrolan hep biz oluyoruz. Kendimizi düzeltmeden İsrail’e ve onların işbirlikçisi İslam düşmanlarına karşı bir varlık göstermemiz mümkün değil.

Nur 55: ”Allah, içinizden, iman eden ve salih ameller işleyenlere, kendilerinden öncekileri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde egemen kılacağına, onlar için razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine, yaşadıkları korkularının ardından onları mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaadde bulunmuştur. ”Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar.” Artık bundan sonra kim inkâr ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.”

Hayırlı tefekkürler dilerim…

Yorumlarınızı bizimle paylaşın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s