İçeriğe geç
Reklamlar

İslam ülkeleri neden geri kaldı?

 

islam ülkeleri neden geri kaldı

İslam ülkeleri neden geri kaldı?

Kuran-ı Kerim’de aklımızı kullanmamız sürekli tekrarlandığı, düşünmemiz, araştırmamız emredildiği ve çevremizden çok sayıda örnekler verildiği halde neden İslam coğrafyası olarak geri kaldık? İslamın ilk 600 yılında en gelişmiş medeniyetlere sahipken daha sonra ne oldu da en geri kalmış coğrafyalardan biri haline geldik? O devirdeki insanlarda aynı kitaba inanıyordu şimdikilerde. Kitap aynı, din aynı olduğuna göre bu değişimin sorumlusu biz miyiz?

Yunus 100: ”….Allah, pisliği akıllarını kullanmayanların üzerine kılar.”

Ali İmran 190-191: ” Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde akıl sahipleri için elbette ayetler vardır. Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru” derler.”

Müslümanlar neden eziliyor ?

Hepimiz zaman zaman İslam coğrafyası neden bu halde veya müslümanlar neden geri kaldı diye düşünmüşüzdür. İslam dünyasının geri kalma sebeplerini doğru anlamak için öncelikle ”İslam” kelimesinin anlamını doğru şekilde kavramamız gerekir. Bu ülkelere İslam, halkına Müslüman diyoruz ama acaba bu sıfatlara uygun yaşıyorlar mı?

Kurani tanımla İslam, Allah’ın emir ve yasaklarına koşulsuz teslim olmayı gerektirir. Bu teslimiyeti gerçekleştirene de Müslüman denilir. İslam, halkın çoğunluğunun zannettiği gibi Hz. Muhammed’le başlamamıştır. İslam Hz. Adem’den beri aynı temeller üzerine kurulu dinin adıdır.

Türkiye’de yaşayan halkın çoğunluğu kendini Müslüman olarak tanımlamaktadır. Acaba kendini müslüman olarak tanımlayan ülkeler gerçekte ne kadar İslami? Bazen siyasiler, bazende halktan duyduğumuz ” İslamın en iyi yaşandığı ülke Türkiye ” sözü ne kadar doğru?

2013 yılında George Washington Üniversitesi’nden Scheherazade S. Rehman ve Hossein Askari isimli akademisyenler gerçekleştiriyor. “Ülkelerin İslamilik Endeksi” adı altında yapılan bu araştırmada ülkelerin içinde bulunduğu sosyal/siyasal yapı, “İslamist ekonomi, Yasal yönetim, İnsani ve politikalar haklar ve Uluslararası ilişkiler” olmak üzere dört kategoride inceleniyor. Bir ülkenin ne kadar İslami olup olmadığını anlamak için şu temel hususların cevapları aranıyor:

1.Toplumun tüm üyelerine eşit iktisadi fırsatlar
2. İktisadi adalet
3. Sözleşmelerin ve mülkiyet haklarının korunması
4. Çalışmak isteyen herkese istihdam imkânlarının oluşturulması
5. Eğitim imkânlarının eşit sağlanması
6. Yoksulluğun önlenmesi ve temel ihtiyaçların karşılanması (gıda, yiyecek, elbise, sağlık gibi)
7. Vergilerin toplumun diğer ihtiyaçları için kullanılması
8.Tabii kaynakların toplumun bugünkü ve gelecekteki üyeleri düşünülerek yönetilmesi
9. Yolsuzluğun önlenmesi
10. Destekleyici bir finansal sistem oluşturulması
11. Faizin kaldırılması da dahil finansal temaüller
12. Devlet yapısının bu ihtiyaçları karşılayacak verimlilik ve etkinlikte olması.

Sonuç ise tam bir trajedi “ İslamilik Endeksi ” sıralamasında ilk 10’a giren hiçbir Müslüman ülke yok! Üstelik 2013 ve 2015 sonuçlarında da bu durum değişmiyor. 2015 yılında listeye giren ilk 10 ülke: “Hollanda, İsveç, İsviçre, Yeni Zelanda, Danimarka, Finlandiya, Norveç, Lüksemburg, Avusturalya, Kanada.” Kendini Müslüman olarak tanımlayan ülkeler” ancak 30. sıranın sonlarında listeye dahil olabiliyorlar. Türkiye’nin yeri ise listede çok daha gerilerde, 65.sırada! Görüldüğü üzere Müslümanların ağırlıkla yaşadığı ülkeler değil, diğer dinlerin hatta ateistlerin (İskandinav ülkelerinin yaklaşık %30’unun ateist olduğu belirtiliyor) yaşadığı ülkeler “İslamilik Endeksinde” ilk sıraları paylaşıyor. Ne acıdır ki İslam dininin emirlerini ve vaat ettiklerini kendini Müslüman olarak adlandıranlar değil diğer inanç grupları ve hatta inançsızlar yerine getiriyor! Bu çalışmanın doğruluğu için ise listede ilk sıralarda yer alan ülkeler ve sonlarda yer alan ülkelerin durumlarını basitçe kıyaslamak yeterli. Müslümanlar neden geri kaldı , müslümanlar neden perişan diyoruz ama bu geri kalan, perişan duruma düşen insanlar ve ülkeler İslami değerlere sahip mi bunu düşünmüyoruz.

Örneğin Türkiye. Adalet çoğu zaman lafta kalıyor, halkın gelir dağılımı arasında uçurum var, hukuk sistemi aksak, ağır ve bazende taraflı işliyor, ekonomi tüketim üzerine kurulu ve kırılgan vs.

Rivayet, geleneksel din anlayışı, cariye, köle vs. gibi konuları İslamın içinde göstermek olunca ortalığı ayağa kaldıran, Kuran ayetlerini eğip bükenler, konu sosyal haklar, gelir dağılımı, refah düzeyi, adalet olunca nasıl oluyor da “kafir batının” gerisinde kalmaktan rahatsız olmuyor!

Bu tablo ateistlerin Müslümanlara saldırmak için sıklıkla kullandığı ”Neden Dünya’nın en fakir ve problemli ülkeleri İslam ülkeleri, kafir dedikleriniz bolluk içindeyken siz neden sürünüyorsunuz?” sorularının cevabını veriyor. İslam denilen ülkelerin gerçekte yaşadığı dinin İslam ile alakası yok. Yukarıdaki çalışmada sorgulanan kriterlerin hepsi Kuran’da geçen Allah’ın emirleri ile doğrudan ilişkili, sorsanız bunları inkar edende yok ama iş uygulamaya gelince İslam ile alaka kalmıyor.

Problemin kaynağı belli, bu tablonun başlıca sebebi yıllardır uygulanan şirk ve hurafe temelli geleneksel din anlayışıdır. Adaletin sağlanması fedakarlık, dürüstlük ve çalışma gerektirir. Geleneksel kültürün itikadı olan münafık din anlayışı ise zora gelmez, fedakarlığı sevmez, dürüstlük zaten hayatlarında hiç yoktur.

Kuran’la değil kafir kanunlarıyla yönetilen, devlet eliyle genelev, tekel, piyango işletmeciliği yapılan, faizin hayatın her alanında sınırsızca alındığı her türlü adaletsizliğin yaşandığı Türkiye’mi İslamı en iyi yaşayan ülke? Bunu iddia eden ya İslam nedir bilmiyor yada menfaati için konuşuyor.

Bakara 177: ”İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyene ve kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar muttakilerdir.”

Hayırlı tefekkürler dilerim…

Reklamlar

Yorumlarınızı bizimle paylaşın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: