İnsanlar neden şirk koşar?

Bq0mCbCIMAASK5V

Şirk nedir: “Şirk”, “şerike” fiilinden masdardır. Şirket, müşareket kelimeleri şirk ile aynı kökten gelmektedir. Şirk sözlükte; mülk ve saltanatta ortak olmak demektir. Bir şeyin birden fazla kişiye ait olduğunu ifade ederler. Aynı kökten gelen ‘eşreke’ fiili, ortak koşmak, ortak olmak anlamına gelir. Ortak koşana ise “müşrik” denir.

Dini terim olarak şirk; Allah’a zatında, sıfatlarında ve fiillerinde ortak ve denk tanımaktır. İki veya daha çok ilah tanımak, herhangi bir varlığı ma’bud (ibadet edilen) olarak bilmek, Allah’ın yaratıcı, kadim, kadir, baki, rezzak, gafur vs. gibi sıfatlarını başka varlıklara vermek şirktir. Kısaca şirk, Allah’ın ilahlık vasıflarını Allah’tan başkasına da vermektir. Şirk koşan kişiye müşrik denir.

Kuran’ın anlatımına ve Peygamberlerin mücadelelerine baktığımızda tarih boyunca dini mücadelenin hep şirk odaklı olduğunu görmekteyiz.

İnsanların şirk konusundaki bu ısrarının sebebi nedir acaba?

Bireysel manada bakıldığında şirk bir iman problemidir. Yani kişi Allah’a onun kendisini tanıttığı gibi iman etmeyip kendi arzularına uygun bir Allah tanımlaması yapıyor. Ayrıca şirk bir kolaycılık şeklidir. Çoğu kişiye gözle görünmeyen, dokunulmayan bir Tanrı kavramı uzak gelmektedir bu yüzden onu cisimleştirmeye çalışmaktadırlar. Bu kimileri için cansız nesnelerden yapılmış put olur kimilerince ise şeyh, gavs, üstat hatta hz. İsa örneğinde görüldüğü gibi Peygamberler bile olabilmektedir. Bu şekilde bir din anlayışı çoğu insana daha kolay anlaşılır gelmektedir. Müşrik Allah’ın kendisini muhatap almadığını araya bazı kişiler koyarak yapacağı torpil ile sesini duyuracağını düşünür. Şirk bazılarının zannettiği gibi Allah’ı inkar değil ona alt kademelerde ortaklar uydurulmasıdır. Zaten şirk koşabilmeniz için Allah’a inanmanız gerekmektedir, inanmazsanız nasıl ona ortaklar uydurabilecekseniz? Bu konu Kuran’da açıkça anlatılmaktadır:

Ankebut 61: ‘’Andolsun, onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?” diye soracak olsan mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. O hâlde nasıl (haktan) döndürülüyorlar?’’

Şirk bulaşıcı bir hastalık gibi çok hızlı yayılır. Günümüzde kendisini İslam olarak niteleyen ülkelerde dahil çoğu toplumda kurumsallaşmıştır. İnsanlar şirk koşmaya meyillidir. Şirk özellikle din adamı görünümlü ama gerçekte menfaat çetesi haline gelmiş bazı kesimler için büyük fırsatlar doğurmaktadır. Şirk odaklı dinlerde özel sınıflamalar oluşturulmaktadır. Kimsenin gerçekte gözüyle görmediği hep başkalarından duyduğu insanüstü özellikler uydurularak sahte bir kutsal zümre insanlara sunulur. Bu özellikle cemaat-tarikat çevrelerinde sık yaşanan bir durumdur. Allah dostu, evliya, gavs, şeyh, üstat gibi hiç bir Kurani temeli olmayan sıfatlar uydurularak insanlar bu kişiler etrafında toplanmaktadır. Bu kişilerin hayatlarına baktığımızda başkalarına hep kanaatkarlıktan bahsedip sahabe hayatı öğütlerken kendilerinin lüks içinde firavun hayatı yaşadığını görmekteyiz. Şahit olduğumuz bu rezillikler şirkin neden kötü olduğunu bize açıkça göstermektedir. İnsanlara sürekli bu özel sıfatlı kişilerin insanüstü oldukları, gizli güçleri olduğu, bizim onları anlayamayacağımız anlatılır durur. Bu şekilde suni bir ortam yaratılarak insanların onlara hizmet etmesi gerektiği anlatılır.

Dikkat edin günümüzde hiç bir cemaat ve tarikatın şirk konusunda derinlemesine bir sohbet yaptığını, vaaz verdiğini göremezsiniz. Bazen lafı edilse bile ya tamamen alakasız konu içindir yada hemen geçiştirilir. Bu kelime adeta yasak kapsamındadır. İslam mücadelesinin can düşmanı olan şirkten bahsedilmesi cemaat ve tarikatlarda çok rahatsızlık uyandırır. Biraz bu konulardan bahsettiğinizde ilginç suçlamalarla bile karşılaşırsınız. Mesela Tarikat-Cemaat ortamlarında biraz Kurandan bahsedip ayetler okuduğunuzda hemen sanki kötü bir şeymiş gibi ‘’Sen mealci misin, onda senin bilmediğin mana vardır, biz Kuran’ı anlayamayız’’ gibi tepkilerle karşılaşırsınız. Ayet okuduğunuzda çoğu insanın boş boş baktığını, duymamazlıktan geldiğini görürsünüz. Çünkü Kuran’ı anlamak onlara zahmetli gelmektedir, hem zaten buna zaman ayıracak olsam bu Tarikat-Cemaat ortamlarında ne işim var diye düşünür. Böyle tiplerin düşüncesine göre din onlara paket program olarak verilmeli, onları fazla yormamalıdır. Onlara şefaat, cehennemden kurtarma gibi sigorta poliçeleri sunmalıdır. Ayrıca hakikatleri dinlemek sıkıcı gelir, uçtu kaçtı bilimkurgu hikeyeleri ile de güzel zaman geçirmeleri gerekmektedir. Geçici olmak şartıyla bazı fiziki zahmetlere hazırdırlar ama hiç bir zaman beyinleri yorulmamalıdır, onların yerine başkaları düşünmelidir. Tabi onlara din adına bu paket programları hazırlayanlar içine kendi virüslerinden bolca atmayıda ihmal etmezler. Gerçekte olay tamamen ticari bir meseledir.

Buraya kadar cemaat-tarikat yapılarının şirk mantığını analiz ettik, peki ateistler için durum nedir?

Ateistlerde müşrikdir. Bu çoğu kişiye garip gelebilir ‘’Ateistler Allah yok diyorlar nasıl müşrik olabilirler’’ diye düşünebilirsiniz. İlk bakışta böyle görünür ama derinlemesine bir analiz yaptığınızda aslında hiç de böyle olmadığını görürsünüz. Ateistlerin özellikle bilim adı altında dine yoğun bir saldırısı vardır. Başta iyilik kavramı, big bang ile kainatın oluşumu, ilk canlı vs. olmak üzere temellendiremedikleri konular onlarda derin bir huzursuzluğa sebep olmakta ve bu yüzden kendi hayal dünyalarında adeta birer tanrı haline getirdikleri bilim ve evrim gibi konulara sarılmaktadırlar. Gerçekte hiç bir ateist Tanrı kavramından tamamen uzaklaşamamaktadır. Bu insan doğasına, akla ve o çok istismar ettikleri bilime göre imkansızdır. Ateistlerin en büyük problemi kibirden doğan şımarık çocuk psikolojisidir. Kendi benliğini, varlığını, arzularını ilah edinir. Kuran’da bu durum anlatılmaktadır:

Furkan 43:’’ Kendi istek ve tutkularını (hevasını) ilah edineni gördün mü? Şimdi ona karşı sen mi vekil olacaksın?’’

Tevbe 127: ‘’ Bir sûre indirildiğinde, birbirlerine bakıp “Sizi bir kimse görüyor mu?” (derler.) Sonra sırt çevirir giderler. Onların aklını kullanmayan bir topluluk olmaları dolayısıyla, Allah onların kalblerini çevirmiştir.’’

Hangi felsefe, inanç, yönelim ile olursa olsun şirk günahının sonu değişmez.

Nisa 116: ‘’Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz; bunun dışındakileri ise dilediği kimse için bağışlayabilir. Kim Allah’a ortak koşarsa uzak bir sapıklığın içine düşmüştür.’’

Ateizm modern zamanlar müşrikliğidir. Geleneksel cismani putçuluktan soyut putçuluğa geçiştir. Geleneksel müşriklik ile ateizm arasında çok fazla ortak nokta vardır. İşin özünde hepsi batıl ve geçersizdir.

Hayırlı tefekkürler dilerim…

Yorumlarınızı bizimle paylaşın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s