MÜSLÜMAN TAKLİDİ YAPAN ATEİST: TARİHSELCİLİK

Tarihselcilik-Çelişkiler-Bataklığındaa

Tarihselcilik nedir?

            Kuran’ın hükmünün Hz. Muhammed’in dönemi ve arap kavminin kültürü ile sınırlı olduğunu, doğrudan Allah’tan kelime olarak inmediğini Hz. Muhammed’in yaşadığı esinlenmeleri yazıya döktüğünü, Kuran’da anlatılan kıssaların gerçekte yaşanmadığını yani bir nevi masal olduğunu iddia eden görüşe Tarihselcilik denilmektedir.
(Tarihselciliğin çelişkileri ve derinlemesine analizi için Erdem Uygan-Zeki Bayraktar programını mutlaka izleyiniz.)

Aslında Tarihselcilerin çoğunun tam olarak ne dediği de anlaşılmamaktadır. Çoğunda net bir görüşle karşılaşmıyoruz. Yaptıkları daha çok ortaya sansasyonel bir iddia atarak dikkat çekmek ve daha sonra gelen tepkileri duruma göre değerlendirip kıvırma çabalarıdır. Bu iddiaların sahiplerinin aralarında bazı meal yazarı ilahiyatçıların da bulunması çoğu kişiye ilginç gelmektedir. Bunların başında Mustafa Öztürk isimli ilahiyatçı da bulunmaktadır. Tarihselcilik konusunu araştırdığınızda bu konuda en net ve fazla sayıda görüş belirten kişinin bu şahıs olduğunu göreceksiniz. Bu konuda en fazla ön plana çıkan şahsiyet olması sebebiyle Tarihselcilerin din anlayışı ve karakter analizleri konusunda kendisini takip etmek faydalı olacaktır.

Tarihselciğin daha iyi anlaşılabilmesi için özellikle ”Mustafa Öztürk Çelişkileri” başlığında araştırma yapmanız çok yararlı olacaktır. Örneğin bu kişi kendisine ”Kuran surelerinin sürekli hikayeleri ile birlikte değerlendirilmesi Kuran’ı sadece o döneme hapsetmez mi” diye sorulduğunda ”Bunu niye bana soruyorsunuz Rudi Paret’e, Montogomery Watt’a sorun ben Müslüman evladıyım” demekte ve onların Kuran’ı ve Hz. Muhammed’i Kafir gözüyle değerlendirdiklerini, onlarla asla aynı bakış açısına sahip olamayacağını söylemektedir. Halbuki bir taraftan böyle derken kendisi yazdığı ”Kıssaların Dili” isimli kitabının 98. sayfasında Kafir gözüyle Kurana bakıyor dediği Rudi Paret’in ”Muhammed eski hikayeleri yaşadığı şartlara göre kullanarak Kuranı oluşturdu” sözleri için ” Gerek mahiyet, gerekse işlevsellik olarak katıldığını, Kuran kıssalarını olduğu gibi kabul etmenin dogmatiklik değil safdillik olacağını” ifade etmektedir.
Tarihselci Mustafa Öztürk bir taraftan aslında tarih boyu gelen tefsirlerin gerçekte tek bir tefsir olarak değerlendirilebileceğini, hepsinin birbirinden alıntı olduğunu ifade eden bir kitap yazmış ama diğer taraftan özellikle Talak 4. Ayet’e yapılan gelenekselci çarpıtmaları ise olduğu gibi kabul etmekte ve eleştirenlere de bu kadar müfessir bilmiyorda siz mi biliyorsunuz demektedir. Halbuki bizzat kendisi bütün tefsirlerin birbirinden kopya olduğunu söylemektedir.

Bu örnekleri Tarihselcilerin karakter ve iddialarının anlaşılması için vermekteyim. Tarihselciler’in en tehlikeli yönü hurafe bataklığı haline gelmiş Tarikat-Cemaat yapılarından uzak durmak isteyen ve Kuran’a yönelen insanlara çok sinsi bir şekilde yaklaşmalarıdır. Önce Kuran’dan konuşuyormuş gibi görünüp daha sonra onu tahrifatta çok daha fazla ileri gitmektedirler.

Tarihselciler bir taraftan doğru yolda gözükmek amacıyla bütün geleneksel hurafeleri reddediyor ve eleştiriyor gibi görünürken diğer taraftan işlerine gelen konular da geleneksele dört elle sarılmaktadırlar. Daha önce hurafe veya çelişki dediklerini eğer amaçlarına hizmet ediyorsa şiddetle savunmaktadırlar.

Tarihselcilerle ilgili şahit olduğumuz en ilginç şeylerden birisi de Kuran’da yer alan bilimsel mucizeleri anlatanlara karşı çok öfkeli bir şekilde saldırmalarıdır. Lafta Müslüman olduğunu iddia eden Tarihselciler Kuran mucizelerini anlatan insanlara tepki konusunda ateistleri kıskandırmaktadırlar.

Peki Tarihselciler neyin peşinde, asıl problemleri ne?

Tarihselcilerin gerçekte en büyük problemleri iman konusudur. Lafa gelince Allah’a , Peygambere, Kuran’a inandıklarını iddia etmekte ama bu konularda zerre samimiyet taşımamaktadırlar. Yani gerçekte Kuran’a iman ettikleri falan yok, Kuran hükümlerini ve onun hitabını küçümsüyor, beğenmiyorlar. Başta yukarıda adı geçen şahıs olmak üzere iddialarına baktığımızda tamamen çelişki içinde olduklarını görüyoruz. İddiaları genelde ortama ve duruma göre şekil alıyor. Yazdıkları makale ve kitaplarda şuursuzca Kuran ve İslam hakkında aşağılık iddialarda bulunurken, bir televizyon programı, konferans gibi karşılarında canlı bir kitlenin olduğu ortamlarda bu iddialarını ya laf oyunları ile anlatmakta yada tam tersi şeyler söylemektedirler.

Zeka ve eğitimin iman konusunda ne kadar etkisiz olduğunu Tarihselcilerde görmekteyiz. Meal yazarı ilahiyatçı bir profesör olsanız bile içinizde samimiyet olmadıkça iman probleminden kurtulamıyorsunuz. Aynen ateist profesör olduğu gibi dindar profesörlerinde olması gibi bir durum. Tamamen tercih meselesi.
Birilerinin Allah’a , Peygambere, Kuran’a inandığını söylemesi yeterli değildir. Asıl mesele bu inandığı Kuran’da anlatılan Allah ve Peygamber mi yoksa Tarihselci veya Tarikat-Cemaat yapılarının inandığı gibi kendi kafalarından uydurdukları bir Allah ve Peygamber algısı mı?

Tarihselcileri en güzel anlatan ayetlerden birisi:

Nahl 23-24: ”Şüphesiz Allah, onların saklı tuttuklarını ve açığa vurduklarını bilir; O, kibirlenenleri sevmez. Onlara “Rabbiniz ne indirdi?” denildiği zaman, “Öncekilerin masalları” dediler.”

Tarihselcilerin din anlayışı da aynen bu ayette belirtildiği gibi. Kuran onların gözünde eskilerin masalları. İnsanlara da bu sapkın fikirlerini Müslüman kisvesine bürünerek sinsi bir şekilde kabul ettirmeye çalışıyorlar. Kuran’daki Allah, Peygamber, Vahiy tanımı ile onların hevalarına uyan aynı değil. Kuran’a yaptıkları iftiraların, tahrifatın, çelişkili beyanlarının tek bir hedefi var o da kendi düşüncelerine uygun yeni bir Din oluşturmak. Tabi gerçek görüşlerini açıkça beyan etmeleri sonucu dışlanmaktan korktukları için sinsi taktiklerle ayetleri tahrif ederek bu şekilde bir kitle oluşturmaya çalışıyorlar.

Tarihselciler gibi Allah’ın dinini ve kitabını itibarsızlaştırmak için çaba harcayanlar her devirde görülmüştür. İnsan doğasında geçmişten günümüze değişen hiç bir şey yok. Kuran buna yönelik olarak her devre hitap etmektedir. Binlerce sene önceki insan da günümüzdeki insan da temelde aynı sevinç ve hüzünleri yaşamaktadır, fıtrat her devirde aynı.

Tarihselcilik son dönemlerin en sinsi ve süslü inkar modeli durumundadır. Samimi Müslümanlar bu iftiracıların fitnesinden sakınmalı ve bunlarla mücadele etmelidir.

İsra 9: ”Şüphesiz, bu Kur’an, en sağlam olana iletir ve salih amellerde bulunan müminlere, onlar için büyük bir ecir olduğunu müjdeler.”

Maide 49: ”Aralarında Allah’ın indirdiğiyle hükmet ve onların hevalarına uyma. Allah’ın sana indirdiklerinin bir kısmından seni şaşırtmamaları için onlardan sakın. Şayet yüz çevirirlerse, bil ki, Allah bir kısım günahları nedeniyle onlara bir musibeti tattırmak istemektedir. Şüphesiz, insanların çoğu fasıklardır.”

Fussilet 40: ”Ayetlerimiz konusunda çarpıtma yapanlar, Bize gizli kalmazlar. Öyleyse ateşin içine bırakılan mı daha hayırlıdır yoksa kıyamet günü güvenle gelen mi? Dilediğinizi yapın. O yaptıklarınızı görmektedir.”

Hayırlı tefekkürler dilerim…

Yorumlarınızı bizimle paylaşın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s