Kuran’da Kadının Yeri

islam-kadc4b1n

Kuran’da kadının yeri Müslümanlar tarafından iyi niyetli bir yaklaşımla merak edilen bir konu olduğu gibi bazen din karşıtı çevreler tarafından iftira maksatlı kullanılabilmektedir. Bu kişiler ”Kuran’da kadına yer verilmediğini, sadece erkeklere hitap eden bir kitap olduğu” gibi gerçek dışı iddialar ortaya atmaktadırlar.
Geleneksel dinin hurafeleri Müslümanlarda kafa karışıklığı yaratırken din karşıtı çevrelere de bolca iftira malzemesi vermektedir. İslami her konuda olduğu gibi bu konuda da referans alacağımız başlıca kaynak Kuran’dır. Diğer içtihat ve hükümler ancak Kuran’a uygun olduğu sürece geçerlidir. (Hadis konusunda da bu üsul esas alınmalıdır. Şunu bilelim ki hadis diye ortalıkta dolaşan sözler Hz. Muhammedin söylediği değil söylediği iddia edilen sözlerdir. Buhari, müslim, ibni mace, tirmizi vs. kimin yazdığının önemi yok bunların hiç biri kutsal kitap değil. İçlerinde doğru sözler olduğu gibi yalan yanlış çok sayıda sözde bulunmakta. Kuran’a uygun olan kabul edilir gerisi atılır. Ben Kuran’a uygun olmayanıda kabul ederim diyen varsa onun bileceği iş.)

İnsanlar arasında en başta aranması gereken üstünlük kriteri cinsiyet değil takvadır:

Hucurat Suresi 13: ”Ey insanlar! Sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi soylar ve kabileler kıldık. Şüphesiz Allah katında en üstün olanınız takvaca en ileride olanınızdır.”

Özellikle muhatap açısından Kuran’da kadına ne derece yer veriliyor bakalım:

Kimilerince kadına yer verilmiyor denilen Kuran’da ”Meryem” isimli bir sure bulunmakta ve Kuran’ın en uzun ve en fazla muhkem hüküm içeren surelerinden biri olan ”Nisa” kadın anlamına gelmektedir. Ayrıca Kurandaki anlatımlarda çoğu yerde kadın temalı bölümler geçmektedir.

Kuranda adına sure bulunan ve kendisinden övgüyle bahsedilen Hz. İsa’nın annesi Meryem uzun şekilde anlatılmaktadır.

Tahrim 12: ”Allah, iffetini sapasağlam koruyan ve kendisine ruhumuzdan üflediğimiz, Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdik eden İmran kızı Meryem’i de örnek gösterdi. O itaat edenlerdendi.”

Allah Kuranda muhatap olarak sadece erkeği kabul etmemiştir. Kadına da hitap eden çok sayıda ayet vardır. Hatta bazı sureler kadın ismi ile anılmaktadır. Örneğin Meryem suresi veya kadın anlamına gelen Nisa suresi. Ayrıca Meryem’in yaşadıkları uzun olarak anlatılmaktadır.

Hz. Musanın annesi:

Kasas 7: ”Musa’nın annesine: ‘Onu emzir, şayet onun için korkacak olursan, onu suya bırak, korkma, üzülme; onu sana geri vereceğiz ve onu gönderilen kılacağız’ diye vahyettik.” (Bu ayette vahiy kelimesi yanlış anlaşılmasın her vahiy Peygamber anlamına gelmez. Nahl suresinde arı’yada vahyedildiği, hatta şeytanında dostlarına vahyettiği (Enam 121) anlatılmaktadır. Özellikle Kuran sonrası Allah bana kitap yazdırdı diyenlerin iddiaları Enam 121 ayetinin konusuna girmektedir.”

Firavunun mümin olan eşi:

Tahrim 11:”Allah, iman edenlere ise, Firavun’un karısını örnek gösterdi. Hani o, “Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun’dan ve onun yaptığı işlerden koru ve beni zalimler kavminden kurtar!” demişti.”

Kendisini en modern olarak tanımlayan bir kadın bile başta maddi konular olmak üzere çoğu alanda erkeklerden ekstra fedakarlık veya pozitif ayrımcılık beklemektedir. Bireyselde herkesin kabul ettiği gerçekler iş popüler kültüre gelince tuhaf bir şekilde inkar edilmektedir. Bu sadece kadın-erkek ilişkisinde değil çoğu alanda yapılmaktadır. İnsanlara şizofrenik bir düşünce yapısı dayatılmaktadır. Çoğu insan bireyselde saçma bulduğu bir şeyi topluluk önünde kabullenmiş gibi yapmak zorunda bırakılmaktadır.

Özellikle medya şeytanları tarafından sıklıkla ısıtılıp gündeme getirilen kalıplaşmış argümanlar vardır. ”Bilim dünyasında neden daha çok erkek var? Mecliste neden çoğunluk erkek? İş dünyasında neden erkek daha çok? vs.” Yıllardır bu kısır tartışmalar gündeme getirilir durur. Toplumda bu saçmalıkları ciddiye alır tartışır ama nedense şunu soran pek çıkmaz: Eğitim, siyaset, bilim vs. hiç bir alanda kadının kısıtlandığı batı dünyasında da durum böyle değil mi? Evet yüzdeler değişebilir ama batıda da bu alanlarda genel olarak erkekler daha fazladır. Ayrımcılık yok iken durum böyle ise sebeplerini faklı konularda aramak lazım. Sonuçta erkek ve kadın farklı biyolojik özelliklere sahip iki cins değil mi?

Kimilerince kötü bir şey olarak tanıtılan Ataerkilliği doğru anlamak lazım. Kimileri beğenmese de kadınların çoğunluğu ideal erkek olarak ”beni sahiplensin, sözü geçsin, güçlü, dirayetli olsun” hatta ” bana sözünü dinletebilsin, beni çekip çevirsin” şeklinde bir tarif yapıyor. Ataerkillik ile maçoluğu birbirine karıştırmaz isek kadınların çoğunluğunun erkek bir adım önde olmalı dediğine şahit oluyoruz.

Kuran’daki kadın-erkek ilişkisine yaklaşım da aynen böyledir:

Bakara 228: ”…Kadınların, yükümlülükleri kadar meşru hakları vardır. Yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”

Kuranda ki yaklaşım kadınların ideal erkek tarifinden ve hayatın gerçeklerinden öte bir şey değil. Bir tarafta insan fıtratının bu gerçekleri varken bir taraftanda modernizm adı altında yıllardır beyinlere sokulan çok saçma, insan fıtratına ters argümanlar var.

Hz. Peygamber’in hayatına bakıldığında kadınlarında gayet aktif şekilde hayatta olduklarını görüyoruz, bu konuda en bilinen örnek olarak neredeyse bir lider konumunda olan Ayişe var.

Kimilerince merak edilen Peygamberliğin sadece erkeklere verilmesi de gene insan doğasıyla alakalı bir durum. Peygamberlik gerektiğinde savaşmayı, zorlu şartlara göğüs germeyi gerektiren bir makam.

Nahl 43:”Senden önce de kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkalarını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız zikir ehline sorun.”

Ülkemizde çoğu bölgede halen kadınlara mirastan ya hiç pay verilmemekte yada çok az verilmektedir. Kuran’da ise miras konusu özellikle Nisa suresinde ayrıntılı bir şekilde açıklanmış ve kalan malın az yada çok olmasının önemli olmadığı, her durumda emredilen oranlara uyulması gerektiği belirtilmiştir.

Nisa 7: ” Anne ve baba ile akrabaların bıraktıklarından erkekler için bir pay vardır; anne ve baba ile akrabanın bıraktıklarından kadınlar için de bir pay vardır. Bunun azından veya çoğundan farz kılınmış bir pay vardır.”

Kimileri Kuran’da erkeğe iki kadının payı yani erkeğin yarısı kadar pay verilmesi konusunu gündeme getirmektedir. Bu farklılığın başlıca sebebi evlilikde kadına ”mehir” adı altında verilen yüklü miktarda para veya maldır.

Günümüzde kadın-erkek ilişkisi üzerindeki en büyük tehlikelerden biri suni bir üstünlük tartışması ile insanların fitneye düşürülmesidir. Bu konu özellikle medya tarafından körüklenmektedir. Toplum üzerinde yıllardır yıkıcı bir mühendislik uygulayan medya kuruluşları reyting uğruna her türlü değeri malzeme yapmaktan çekinmiyor. Popüler kültürün bu yıkıcı faaliyetlerine karşı uyanık olmalı, her durumda Kuran hükümlerini esas alarak bu dejenerasyondan uzak durmalıyız. Kuran ile kadın-erkek ilişkisi insan fıtratına en uygun biçimde düzenlenmiştir.

Hayırlı tefekkürler dilerim…

Yorumlarınızı bizimle paylaşın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s