Nefislerdekini Değiştirmek

nefis

Nefislerdekini Değiştirmek…

Allah’ın kulları üzerinde kıyamete kadar değişmeyecek olan Sünnetullah örneklerinden biri bu ayette anlatılmaktadır.

Enfal 53: ”Bir kavim (toplum), nefislerinde olanı değiştirmedikçe Allah, ona olan nimetini değiştirmez. Allah işitendir, bilendir.”

Nimet Dünya’da Mümin yada Kafir herkese vardır. Her insan çalıştığının karşılığı alacaktır.

Hud 15: ”Kim dünya hayatını ve onun süsünü isterse, onlara yapıp ettiklerini onda tastamam öderiz ve bunda hiç bir eksikliğe uğratılmazlar.”

Bakara 126: ”İbrahim: ‘Rabbim, bu şehri bir güvenlik yeri kıl ve halkından Allah’a ve ahiret gününe inananları ürünlerle rızıklandır’ demişti de (Allah: “Sadece inananları değil) inkâr edeni de az bir süre yararlandırır, sonra onu ateşin azabına uğratırım; ne kötü bir dönüştür o’ demişti.”

Enfal 53. ayetteki ifade negatif ve pozitif anlamda iki şekilde anlaşılabilir.
Bir topluluk Allah’ın emirlerini gözetiyor, şirk koşmuyor, adaleti yerine getiriyor ise Allah onlara verdiği nimetini eksiltmez. Ne zaman ki haktan sapar batıla uyar ve böylece nefislerine ihanet ederlerse Allah o zaman onlara olan nimetini değiştirir ve azap gelir. Kuranda anlatılan iki bahçe sahibinin misali veya Sebe, Firavun, Hud , Salih Kavimleri, İsrailoğullarının başlarına gelenler buna bir örnektir.

Bunun tersi bir durum olarak kötü, batıl işler üzerinde olan bir toplum nefislerini kirleten bu durumu değiştirip kendilerini düzeltmedikleri sürece Allah onlara olan nimetini değiştirmez yani onların nimetini arttırarak durumlarını düzeltmez.
Bu konuda dikkat çekici bir ayrıntı vardır. İnsanlık tarihinde genelde hep iyiden kötüye gidiş olmuş, kendini düzelten Yunus kavmi dışında bir topluluk olmamış.

Yunus 98: ”Yûnus’un kavminden başka, keşke iman edip, imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yûnus’un kavmi) iman edince, dünya hayatında aşağılatıcı azabı onlardan uzaklaştırmış ve onları belli bir zamana kadar yararlandırmıştık.”

Bilirsiniz cuma namazları, kandil geceleri, ramazan ayı gibi özel günlerde camilerde ”Allah’ım düşmanlarımıza fırsat verme, bizi sıkıntılardan kurtar, bize nimetinden ihsan et vs.” gibi dualar edilir. Dua etmek güzel şey ama toplumsal anlamda düşündüğümüzde bu dualarımızın neden karşılık bulmadığını hiç düşündünüz mü? Allah’ın lutfu elbette geniş ama bizim nefislerimiz ne durumda? Acaba iman ettiğimizi söylediğimiz kitap ile yönetilmeyen, türlü günahları bizzat devlet desteği (şans oyunları, tekel, genelevler vs.) işleyen, müsriflikten, fesatlıktan geri kalmayan bizler önce nefislerimizdekileri değiştirip sonra bu duaları etsek yada dualarımızda böyle bir çabamız olduğunuzu belirtip bunun için Allah’tan yardım istesek daha samimi olmaz mı?

Kafir olarak nitelendirdiğimiz, bize hep kötülük yaptıklarını, sömürdüklerini söylediğimiz ülke kanunlarını Kuran hükümlerinin üzerinde tutup sonra da en doğru yolda olduğumuzu iddia etmek dürüstlükle bağdaşır mı? (Bu konuda ”Türkiye’de Yükselen Münafıklık” ve ”%99’u Müslüman Ülke” yazılarımı okuyunuz)

Toplumsal olarak nefislerimizdekilerin durumu hiç iyi değil. Peki bu konuyu bireysel düşündüğümüzde ne gibi dersler çıkarabiliriz?

Ne tarz bir toplumda yaşarsak yaşayalım en başta Allah’a karşı samimi olmalıyız. Onun gönderdiği dine karşı ancak bu şekilde kalben tatmin olarak uyabiliriz. Nefislerimizde ne olması gerektiği Kuran’da baştan sona uzun uzun anlatılmaktadır. Asıl meselede nefisleri bu prosedüre uydurabilmektedir.

Bu konuda insanlar faklı tepkiler verir. Bir grup en başta reddeder, bir başkası işine gelen kısımları makaslar diğerlerini görmezden gelir ”konjönktür müsait değil, devrin şartları vs.” gibi bahaneler uydurur. Şekilsel bazı değişiklikler yapsalarda bunların nefislerinde değişen bir şey yoktur esas hedefleri kendi hevalarıdır. Az bulunan küçük bir grup ise nefislerinde köklü değişiklikler yapar, bunu yaşam tarzına ve fikirlerine yansıtır. Kuran’da defalarca iman ile birlikte vurgulanan salih amel işte budur. Eyleme dökülmeyen imanın bir faydası yoktur:

Enam 158: ”Onlar, kendilerine meleklerin gelmesini mi, ya da Rabbinin gelmesini mi veya Rabbinin bazı ayetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin ayetlerinden bazılarının geleceği gün, daha önce iman etmemişse veya imanıyla bir hayır kazanmamışsa hiç kimseye imanı yarar sağlamaz. De ki: “Bekleyin, biz de şüphesiz beklemekteyiz.”

Ayette geçen ”imanıyla bir hayır kazanmamışsa” ifadesine dikkat edin. Kimileri dualarının kabul olmadığından yakınır. Sürekli namaz kıldım, oruç tuttum, Kuran okudum ama istediğim olmadı der. Bu genelde insanların ibadetlerinin şekilsel kalması sebebiyledir. Gerçekte nefislerdeki değişmemiştir.

Toplumsal yada bireysel olarak başımıza gelenlerin sebeplerini en başta kendi nefislerimizde aramalıyız. Nefislerimizdekini değiştirip yaşam tarzımız ve fikirlerimizi Allah’ın emirlerine tabi kılmadığımız sürece durumumuzda hiç bir değişiklik olmayacak. Şimdi olduğu gibi ilerde de hep dış güçler, şer odakları vs diye kendimizi avutup duracağız.

Hayırlı tefekkürler dilerim…

Yorumlarınızı bizimle paylaşın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s