Şehitlik İstismar Ediliyor Mu?

9fe26adcf642c2a7ce509980f698b6ac5572

Şehitlik İstismar Ediliyor Mu?

Şehit, dini lugatta Allah yolunda ölen bir müslümana verilen makam olarak tanımlanır.

Peki Kuranda Şehit kelimesi geçer mi?

Kuranda şehit kelimesi ve türevleri defalarca geçer ama günümüzdeki yaygın kulanılan manada değildir. Şehit Kuranda bir şeye şahit olmak anlamında kullanılmaktadır. Türkçede de bulunan şahitlik etmek terimi de buradan gelmektedir.

Ali İmran 140: ”Eğer siz bir yara aldıysanız, o kavme de benzeri bir yara dokunmuştur. İşte günleri insanlar arasında böyle döndürürüz. Bu, Allah’ın iman edenleri bilmesi ve sizden şahidler edinmesi içindir. Allah, zulmedenleri sevmez”

Günümüzde kullanılan anlamda şehit için Kuranda ”Allah yolunda öldürülenler” denilir.

Bakara 154: ”Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin; hayır onlar diridirler. Fakat siz bunun şuurunda değilsiniz.”

Kronik bir hale gelen terör olayları sebebiyle şehit kelimesini maalesef hemen hemen her gün duyuyoruz. Askerlik, polislik meslekleri bir yana artık neredeyse her meslek grubu şehit sayılmaya başlandı. Hatta geleneksel din anlayışında Kuranda bu yönde hiç bir delil bulunmamasına rağmen suda boğulanlar, ateşte yananlar, enkaz altında kalanlar, vebadan ölenler, ateşli hastalıktan ölenler, Allah kayında makbül bir ilim yolunda ölenler, koleradan ölenler, ciğer hastalıklarından ölenler, cum’a gecesi ölenler, doğumdan ölen kadınlar, baş ağrımasından ölenler vs. şehid sayılmaktadır. Geleneksel din anlayışına göre cehennemde bu topraklarda yaşamış pek kimse bulunmayacak.Bu tanıma göre ülkemizde ölenlerin neredeyse tamamına yakını şehid sayılmaktadır.

Acaba bu bol keseden dağıtılan şehitlik makamı Kurana uygun mu?

Öncelikle belirtelim Kuranda toplumda yaygın biçimde kullanılan şehitlik kavramının bir karşılığı yok. ”Şehit” kelimesi kullanılarak yapılan bir makam tanımı Kuran’da bulunmuyor. Sadece ”Allah yolunda öldürülenler” tanımı yapılıyor.

Peki bu tanımı günümüzdeki şehitlik kavramına uyarladığımızda karşımıza ne çıkıyor?

Farz edelim asker veya polis olarak görev yapan, genelde olan düşünceyle devlet garantili sağlam bir işim olsun diye bu mesleğe girmiş birisini düşünelim. Bu kişi dini inancı olmayan ”ateist” birisi olsun. Yani yaptığı işe bir kutsallık atfetmeyen meslek olarak gören birisi. Hatta bunu gizlemediğini çevresinde çekinmeden bunu söylediğini de varsayalım. Bu kişinin görev esnasında teröristler tarafından saldırıya uğradığını ve öldürüldüğünü düşünelim. Medyada çıkacak haberleri hepimiz tahmin edebiliriz: ”’…… ilinde teröristerin hain saldırısı sonucu ….. kişi şehit oldu” ”Türkiye şehidine ağlıyor.”

Kimse ”ya aslında bu ateistti şöyleydi böyleydi” falan demez, dese de dinleyen olmaz. Hemen türk bayrağı sarılı tabuta konur, devlet töreni düzenlenir, kahramanlık sözleri eşliğinde ”cennete” uğurlanır.

Yada yakın zamanda olduğu gibi iş kazası sonucu ölen yüzlerce madenci için şehit oldular denilir ve günlerce medyada bu laflar döner durur. Gene devlet eliyle hepsi cennetlik ilan edilir. Böyle şeylere sabredilmesi gerektiği, zaten hepsinin cennetlik olarak büyük nimete kavuştuğu hatta yakınlarına da şefaat edeceği böylece aslında bunun herkes için bir lutuf olduğu inceden inceye beyinlere işlenir.

Düşünsenize size bu kadar nimetler anlatılıyor, devletin üst düzey görevlileri kapınıza kadar geliyor, sizinle duygulanıyor acınızı paylaşıyor, törenler düzenleniyor, medyada duygusal haberler çıkıyor. Siz de acınızdan ve etrafınızdaki bu kadar çabanın etkisiyle haykırıyorsunuz ”bin tane daha evladım olsa bu vatana feda olsun” böylece herkes daha da bir duygulanıyor, ağlıyor.

Şimdi yoğun duygusallık ve kahramanlık hikayeleriyle şişirilmiş bu balona bir kaç iğne batıralım bakalım patlayacak mı?

Mesela yıllardır süren kronik terör sorunu ile boğuşan bir ülke düşünelim. Binlerce devlet görevlisi ve aralarında çocuk ve bebeklerinde olduğu sivil insan, bu terör örgütü tarafından katledilmiş, tabi sizde bu ülkenin bir ferdi olarak ”nedir bu başımızda ki bela, nasıl kurtuluruz bundan?” diye düşünüyorsunuz. Sonra bir gün kendileni ileri seviye Müslüman olarak gören bir gurup bu ülkenin yönetimine geçiyor. Hah işte bu! Belki bunlar bu sorunu bitiriler diye düşünüyorsunuz. Ama bu kişiler Müslümanlık iddiasında bulunmalarına rağmen bir bakıyorsunuz Kurana tamamen aykırı bir şekilde ”terör örgütü ile masaya oturacaz pazarlık yapacağız” diyor. Siz ”yahu bu terör örgütü bunlarla pazarlık mı olur? Bunlar senelerdir binlerce insanı katletmedi mi? Nerede görülmüş böyle bir şey?” diye düşünüyorsunuz ama nafile sonuçta sıradan vatandaşsınız bu konularda bir yetkiniz yok.

”Böylece terör örgütü lideri devlet düzeyinde bir muhatap kabul edilip onun yazdığı mektuplar mitinglerde okunmaya başlanıyor, yurdışında terör örgütünün merkezi diye bilinen bir yerden teröristler törenler eşliğinde ülkeye giriş yapıyor ve burada ayak üstü kurulmuş mahkemelerde hemen aklanıyorlar, valilere terör örgütüne operasyon yapmayın talimatı veriliyor, bunların siyasi uzantısı olan ve açıkça bu örgütü terörist olarak görmüyoruz diyen ve sayısız ihaneti belgeli şekilde bilinen kişilerle pazarlıklar dönüyor, bunlar sizin meclisinizde baş köşede oturup kürsüden istedikleri gibi propaganda yapıyor, sizin vergilerinizle onbinlerce lira maaş alıp lüks içinde yaşıyor, terör örgütü yandaşlarına müdahele eden polisinizi herkesin içinde tokatlıyorlar, hükümetinizin bazı bakanları doğrudan yada dolaylı şekilde terör örgütü liderine övgüler düzüyor” vs. türlü türlü enterasan olay yaşanmaya başlıyor.

Bununla birlikte bu kendini ileri seviye Müslüman görenlerin iktidara gelişi ile birlikte bu ülkede başka tuhaf şeylerde oluyor. Ülke liderleri adına ”cemaat” denilen bir yapı ile garip ilişkilere giriyor. Devletin bütün önemli kademelerine bu yapının elemanları yerleştiriliyor. Önemli sınavların soruları bunlar tarafından çalınıp yandaşlarına dağıtılıyor, bunlar hakkında uyarıda bulunan, eleştiren, dikkat edilmesini, işlem yapılması gerektiğini söyleyen herkes ya hapse atılıyor yada sürgün, mobbing, komplo gibi yöntemlerle mağdur ediliyor. Bunlar hakkında en üst seviye makamlar tarafından hazırlanan rapor ve belgeler ya görmezlikten geliniyor yada ”yok” sayılıyor.

Sonra bir gün bu her iki çıbanda çok ağır şekilde patlıyor. Geçmişte mağdur olanlar bir yana binlerce vatan evladı bunlar yüzünden ölüyor. Bu olayların baş sorumluları sanki defalarca uyarılmamış, bunların türlü pisliklerine şahit olmamış hatta türlü hilelerine destek olmamışlar gibi ”kandırıldık” deyip işin içinden sıyrılıyor ve ölenler içinde hepimizin bildiği o meşhur ”Şehitlik” etiketini yapıştırıyorlar.

Bir kaç cılız ses dışında kimse ”bırakın bu şehitlik laflarını, bu insanlar sizin siyasetiniz ve sorumsuzluğunuz yüzünden öldü hesap verin” demiyor. Hatta bu cılız seslerin sahipleri bu acı gerçekleri dile getirdikleri için hain muamelesi görüyorlar.

Çok mu abarttık? Sizce böyle bir ülke olabilir mi? Hatta daha ilginci böyle bir ülkeyi Müslümanların yönettiği düşünülebilir mi?

Bu anlatılan ülke örneğinde ”Şehitlik” kavramının siyasiler tarafından niye bu kadar yoğun şekilde kullanıldığını anlamışsınızdır herhalde. Verilen mesaj aynen bu: ”Sen bu işin sorumluları kim falan diye fazla kurcalama bak ne güzel cennete gitti, senide kurtarır öbür tarafta daha ne istiyorsun”

Ne güzel değil mi? Terör saldırısında ihmal var mı? Siyasiler ne yaptı bu konuda? Bunlarla işbirliği yaptınız mı, önemli mevkilere yerleştirdiniz mi, pisliklerini görmezden geldiniz mi, bunlara yardım ettiniz mi? Cevap: Karıştırma ölenler şehit oldu.

İş kazası oldu, ihmal var mı? Devlet görevlileri denetim yapıyor muydu? Buralardan kusurları görmezden gelmek için rüşvet alanlar oldu mu? Şikayetler gerektiği gibi değerlendirildi mi? Çalışma şartları ne durumdaydı, denetleyen oldu mu? Cevap: Karıştırma ölenler şehit oldu.

Neyse biz bu ülke modelini bırakıp şehitlik konusunun teknik boyutuna dönelim. Şehitlik için en başta gereken ”niyet” tir. Yani siz polis yada asker olun farketmez bu işi yaparken niyetiniz ne? Tek derdiniz ay sonu alacağınız maaş ise size gelen ”şehitlik” değil ”ecel”dir. Eğer görev yaparken niyetiniz ”eğer bu eşkiyalar memleketi ele geçirirse Müslümanlara eziyet eder, İslamı yok etmeye çalışır” ise işte o zaman şehitlikten söz edebiliriz. Maaş alıyor olmanızda durumunuzu değiştirmez, devlette çalışan herkes maaş alıyor ama faklı niyetler taşıyor. Niyetiniz Allah rızası değilse siz üzerinizde üniforma ile ölsenizde şehit olmazsınız ama sokakta simit satan biri öyle bir şey yapar ki şehit olur. İster devlet görevlisi ister sivil olsun kişilerin niyetini bilemediğimiz için şehitlik konusunda hüküm vermek bizim haddimiz değildir, bırakalım Allah adına hüküm vermeyi hüküm yalnızca Allah’ındır. Şehitlik konusunda en sağlıklı tavır budur.Böyle hassas bir konuda verilecek yanlış hükümlerin vebali ahirette çok ağır olur. Sonra iş öyle bir hale gelir ki şehitlik siyasi malzeme olarak kullanılan, istismar edilen bir etiket olur çıkar.

Hayırlı tefekkürler dilerim….

Yorumlarınızı bizimle paylaşın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s