Allah Kötülere Neden Zaman Ve İmkan Tanır?

91-sir-trtbelgesel_702x522

Allah kötülere neden zaman ve imkan tanır?

Bu soru ara sıra çoğu insanın aklına gelmektedir. Bazıları sürekli kötülük yapmasına, yalan söylemesine rağmen toplumda önemli mevkilerde olabiliyor. Allah neden bunları hemen cezalandırmıyor? Neden onların makam ve zenginliklerini ellerinden almıyor? Bunu bazen yoğun şekilde düşünürdüm sonra bu sorunun cevabının böylelerini savunan kişilerde olduğunun farkına vardım. Kötülerin mevkisi bütün toplum için bir imtihan ama bu imtihanın sırrı bu tarz kişileri savunanların tavırlarında gizli.

Bakıyorsunuz karşınızdaki kişiler mantıklı şeyler söylüyor, güzel şeylerden bahsediyor hatta yaşam tarzında da bir gariplik yok ama iş özellikle lider veya tanınmış konumundaki kötülere gelince böylelerinin maskesi düşüyor. Aslında hiç de iyi niyetli olmadıklarını görüyorsunuz. Bunların önüne hoca, şeyh, siyasetçi, üstad, başkan, patron vs. konumundaki sevdikleri kişilerin yaptığı yanlış işlerle ilgili açık belgeleri koyup ”bak bu söylediği şirk, yalan, iftira vs. değil mi” dediğinizde bunların ya ısrarla konuyu çarpıtmaya yada inkar etmeye çalıştıklarını görüyorsunuz. Hiç bir bahane bulamazlarsa eğer ”benim bu konuda fikrim yok, ilmim yetmez” deyip cahil modunda sıyrılmaya çalışıyorlar. Halbuki aynı şeyleri başkası yapınca kafir veya sahtekar ilan etmekten hiç çekinmiyorlar.

İşte ”Allah kötülere neden zaman ve imkan tanır?” sorusunun cevabını da böylelerinin tavırları veriyor. Bu kötüler sayesinde hak ile batıl birbirinden ayrılıyor.

Sebe 21. Ayet: “Oysa şeytanın onlar üzerinde hiçbir hâkimiyeti yoktu. Ancak ahirete inananları, onun hakkında şüphe içinde bulunanlardan ayırt edelim diye (ona bu fırsatı verdik). Rabbin her şey üzerinde Hafızdır (gözeticidir).” 

 

Şirk senin için gerçekten günahların en büyüğü ve bunu yapanlar kafirdir derken samimi misin yoksa sevdiğin kişiler yapınca ”onda senin bilmediğin mana vardır” yada ”onda öyle büyük bir aşk var ki kendinden geçip böyle söylüyor” mu diyeceksin?

Haksızlığa her durumda karşı çıkar mısın yoksa bu tepkin haksızlığı kimin yaptığına göre değişiyor mu?

O hiç sevmediğini iddia ettiğin yalan senin için her zaman kötü mü yoksa bu kimin söylediğine göre değişiyor mu?

Başkaları yapınca günah dediğin şeylere aynısını sevdiklerin yapınca küçük bir ”hata” deyip geçiyor musun?

Önüne belge koyup ”bak sevdiklerinin şu yaptığı yanlış” diyenlerin sözleri seni düşündürüyor mu yoksa ne dediklerini önemsemeden onlara düşman mı kesiliyorsun?

Lafa gelince siyasetçilerin seni kandırmasından, yalan söylemesinden, vaatlerini yerine getirmemesinden şikayet ederken sevdiğin bir siyasi yalan söyleyince onu kınıyor musun yoksa ” ne var bunda siyasetin gereğini yapıyor” mu diyorsun?

Bakalım kimseyi ilahlaştırmadan yalnızca Allah yoluna mı tabi olacaksın yoksa bu kötülerin peşine mi takılacaksın?

Eğer bir alışverişiniz yoksa yada dar günde karşılaşmamışsanız çoğu insanı sadece laflarına bakarak çözmeniz çok zordur. Sonuçta hangi inançtan olursa olsun her toplumun ortak değerleri vardır. Hiç bir toplum kültüründe yalan, hırsızlık, dolandırıcılık, cinayet iyi bir şey değildir. Yani sadece günahlar üzerinden insanların samimiyetleri anlaşılamaz. İşte böyle durumlarda o kişinin karakterini en kısa yoldan bu ”kötüler” sayesinde anlarsınız.

Özellikle Din ve Siyaset alanında boy gösteren tanınmış kişilerden bazılarının çok sayıda çelişki ve yalanına şahit oluyoruz. Bu yanlışlarına rağmen etraflarında çok sayıda kişi bulunuyor. Normalde başkası yapsa kınayacakları yanlışları bu taraftarı oldukları kişiler yapınca bırakın kınamayı savunmaktadırlar. İşte burada doğru söyleyen ile münafıklık yapan ayrılır. Kafirin tarafı bellidir ama münafıkların anlaşılması için belli aşamalardan geçilmesi gerekmektedir.

Peki çok sayıda yanlışına şahit oldukları halde bazı insanlar neden böylelerinin yanlışlarını görmezden gelir ve onları savunurlar?

Bunun bir kaç sebebi vardır. En başta gelen sebep menfaattir. O kişinin nüfüzundan yada yönettiği parti, cemaat, tarikat, dernek, işyeri, eğitim kurumu, medya vs. gibi oluşumların gücünden yararlanmaktadır veya böyle bir talebi vardır. Başka bir sebepte doğrudan bir ilişkisi olmasa da o tanınmış kişide kendi karakter özelliklerini veya itikad yapısını görmektedir. Tanımış kişi onun için egosunun tatmin aracı veya bozuk itikadını haklı göstereceği emsal sunma avantajını sunmaktadır.

Tabi hemen sempati duyduğu kişi üzerinden insanları yargılamak doğru değildir. Belki de ona yanlış tanıtılmıştır veya o kişinin yanlışları ile ilgili yeterli bilgi ve belgeyle karşılaşmamış olabilir. Bu durumda siz bir belge gösterip ” bak önceden böyle demiş şimdi böyle diyor” ”bak bu yaptığı Kuran’a aykırı değil mi bak ayette ne deniliyor” dediğinizde verdiği tepki onun karakter yapısını hemen eleverir. Bu durumda verilen bir kaç tepki vardır:

1- Çoğunluk bahane üretmeye çalışır ”bizim bilmediğimiz mana vardır, montaj olabilir, makaslamış, cımbızlamış olabilirler vs.” diyerek ”bulanık” bir anlayışta kalmayı tercih ederler. Aslında kendilerininde bazı şüpheleri, tatmin olmadıkları noktalar vardır ama bu onların rahatını bozabilir. Bu yüzden fazla kurcalamak istemezler ”o kadar kişinin bir bildiği vardır” anlayışıyla araştırmaktan uzak durup konuya kör ve sağır kalmayı tercih ederler. Aralarından bazılarının nadir de olsa ” ben bunu araştırayım” dediği de olur ama sonra bakarsınız ki bir kaç saçma argüman bulup ona inanmayı tercih etmiştir. Gerçekte karşılaştıkları önüne konan belgelerin doğru olduğudur ama bunu kabul etmekten korkarlar.

2- Bir diğer gurup doğrudan atağa kalkar hemen suçlamaya ve konuyu çarpıtmaya çalışır. Eleştiriye tahammül edemez. Aslında bu grup işin aslını en iyi bilenlerden oluşur ama çıkarlarına terstir.

3- Bu guruptakilere maalesef çok az rastlanır. Bunlar önlerine konan belge veya yapılan eleştiri karşısında kör sağır kesilmez yada hemen muhalefet etmezler. Düşünür ve araştırır, doğruyu görünce de hemen kararını verir ve yanlış düşüncesini terk eder. Bu konuda onu menfaatleri ve etrafındaki münafıklar durduramaz.

İşte insanları gerçek niyetleri üzerinden bu şekilde sınıflara ayıran en sağlam sınavlardan birisi ”güç ve mevki sahibi kötü kişiler” üzerinden yapılır. Kuran’da helak edildiği anlatılan kavimlerin ve kıyamet sahnelerinin anlatıldığı ayetlere baktığımızda kötü akıbetlerin genel sebebinin toplumun önde gelen kötülere uymayı tercih etmeleri olduğunu görmekteyiz.

Sad 6: ”Onlardan ileri gelenler: “Yürüyün, ilahlarınıza karşı (bağlılıkta) kararlı olun; çünkü asıl istenen budur” (diyerek) çekip gittiler.”

Araf 60: ”Kavminin ileri gelenleri, “Biz seni açıkça bir dalalet içinde görüyoruz” dediler.”

Ahzap 67: ”Derler ki: ‘Rabbimiz! Biz efendilerimize (sadatlar) ve büyüklerimize itaat ettik, onlar da bizi yoldan saptırdılar.”

Samimi bir müslüman için karşısındaki kişinin doğruluğunda güç, mevki, zenginlik sahibi olması değil Allah yolunda olması en önemli kriterdir.

Tevbe 55: ”Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin; Allah bunlarla onları dünya hayatında azablandırmak ve canlarının inkâr içindeyken zorlukla çıkmasını ister.”

Taha 131:”Onlardan bazı gruplara, kendilerini denemek için yararlandırdığımız dünya hayatının süsüne gözünü dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha süreklidir.”

Nisa 135: ”Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa, Allah için şahidler olarak adaleti ayakta tutun. (Onlar) ister zengin olsun, ister fakir olsun; Allah onlara daha yakındır. Öyleyse adaletten dönüp hevanıza uymayın. Eğer dilinizi eğip büker ya da yüz çevirirseniz, şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.”

Hayırlı tefekkürler dilerim…

Yorumlarınızı bizimle paylaşın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s