Nur 55: Bu Vaatler Neden Yerine Gelmedi?

islamic-desktop-wallpapers

Nur 55: Bu Vaatler Neden Yerine Gelmedi?

Nur 55: “Allah, içinizden iman eden ve salih amellerde bulunanlara va’detmiştir: Kendilerinden öncekileri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde egemen kılacak, onlar için razı olduğu dinlerini sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. “Onlar, yalnızca bana kulluk eder ve bana hiç bir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkâr ederse, işte onlar fasıktır.”

Nur suresi 55. Ayette Allah tarafından 3 şey vaat ediliyor:

  1. Yeryüzünde egemenlik
  2. Sağlam bir din anlayışı
  3. Korkuların güvene dönüşmesi

Acaba bu vaatlerin muhatabı olan İslam ümmeti bunların ne kadarına kavuştu?

İlk vaat olan yeryüzünde egemenlik konusunu İslam coğrafyası denilen ülkeler üzerinden değerlendirdiğimizde neredeyse tamamının bırakın yeryüzünde egemenliği daha kendi topraklarında bile tam anlamıyla egemen olmadıklarını görüyoruz. Kimisi iç savaş sebebiyle darmadağın olmuş, kimisi kukla hükümetlerin elinde istikrarsızlığa boğulmuş, kimisi de bizzat kendileri tarafından da “kafir” olarak nitelenen ülkelerin talimatı olmadan adım bile atamıyor.

İkinci vaat olan kökleşmiş, sağlam din anlayışı ne durumda acaba? Bütün Müslümanların bildiği gibi Allah katında hak din İslam ama kendilerini İslam olarak adlandıran ülkelere baktığımızda bu ismi etiket olarak ortaklaşa kullandıkları ama yaşam tarzı olarak İslam adı altında bambaşka dinler yaşadıklarını görüyoruz. Bu bölünmüşlük yetmediği gibi birbirlerini de sapkın hatta kafir ilan ettiklerini de açıkça görüyoruz. Mezhep adı altında türetilmiş olan Ehli Sünnet, Şii, Vehhabi gibi sözde İslam yorumları, itikadi anlayışları ve yaşam biçimleri ile adeta ayrı birer din haline gelmiş durumdadır. Bu bölünme mezheplerin kendi bünyelerinde yer alan cemaat ve tarikatlar eliyle de daha da karmaşık hale gelmektedir. Günümüzde kendini İslam olarak tanıtan coğrafyada kökleşmiş sağlam din anlayışını görmek maalesef mümkün değildir.

Üçüncü vaat olan korkuların güvene dönüşmesi konusunda da İslam ümmeti olarak adlandırılan ülkelerde olumlu bir şey görmek pek mümkün değil. Bu coğrafyadaki ülkelerin çoğunluğu iç savaş, siyasi istikrarsızlık ve fakirliğin pençesinde kıvranmakta yada batı güdümlü hanedan iktidarlarının monarşisi altında yönetilmektedir. Bu ülkelerde yaşayan insanların korkularının bırakın güvene dönüşmesini daha da artmış bulunmaktadır. Hatta bu coğrafyada aradığı güveni bulamayan çok sayıda insan huzuru kaçak yollardan ulaşmaya çalıştıkları kendi tabirleriyle “kafir” olan batılı ülkelerde aramaktadırlar.

Nur 55’te verilen vaatlerin hiçbirine kendini İslam olarak adlandıran coğrafyanın sahip olmadığını açıkça görüyoruz. Verilen bir vaat yerine gelmemişse bunun sebebi olarak iki ihtimal olur: Ya vaadi veren sözünden dönmüş yada bu vaadin muhatapları şartları yerine getirmemiştir. Vaadi veren Allah olduğuna göre ilk seçenek düşünülemez bile bu durumda ikinci seçeneği irdelemeliyiz.

Peki bu vaatlerin yerine gelmesi için gereken şartlar nelerdi? Nur 55. Ayetin ilk cümlesini hatırlayalım: “Allah, içinizden iman eden ve salih amellerde bulunanlara va’detmiştir”

Bu vaatlerin şartı sadece bu. Vaat edilenler yerine gelmediğine göre demek ki sıkıntı da burada. Biz lafta kendimize İslam ümmeti diyoruz ama iş icraata yani iman etmek ve salih amel işlemeye gelince ne kadar İslamız acaba? Kafir dediklerimizin bile bize göre çok daha net çizgileri var hatta çoğunda dini inanç bile bu coğrafyadakinden daha rahat yaşanmakta. Özellikle dini konularda söylediğinin tersini yapanlara “münafık” dendiğini hepimiz biliriz. İman diyoruz ama neye iman? Apaçık din İslama mı yoksa bu isim adı altında uydurulmuş, her biri bir diğerini tekfir eden paralel din mezheplere mi iman? Bu bozuk itikadden salih amel çıkar mı?

Bu ortamda salih amel ancak bireysel vicdanda kalır. Peki toplumsal anlamda salih amel nerede? Bunun en önemli şartı olan Allah’ın indirdiğiyle kim hükmediyor? Maide 44’te “Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyen kafirdir” denilirken başta bizim ülkemiz olmak üzere kimin kanunları ile yönetiliyoruz? Allah’ın kitabına yüz çevirip kafirlerin kanunlarına sarılmış bir ümmet ”neden bu haldeyiz, bu vaatler neden yerine gelmedi” diyebilir mi? Her türlü şirk pisliğini din diye anlatan insanlara sihirli terlik, yanmaz kefen satan veya her ramazan ekranlarda kendi uydurduğu masallarla insanları uyutan din tüccarlarını baş tacı eden ve bu şarlatanlara “alim, hoca, Allah dostu” gibi sıfatlar veren ümmet perişan olmasında kim olsun?

Şura 30: “Başınıza gelen musibetler ellerinizin kazandıkları sebebiyledir. (Allah) çoğunu da affeder”

Atalardan gelen geleneksel din anlayışına eleştiri getirenleri dinleyip anlamaya çalışmak yerine hemen savunmaya geçip ”sapık, fitneci, kafir” ilan ederek gelinen nokta ortada. Günümüzde ki ümmetin perişan durumuna Kuran’ı anlamaya ve yaşamaya çalışanların din anlayışı ile değil kendini en doğru yol olarak gören gelenekselcilerin din anlayışı ile gelindi. Eğer geleneksel din anlayışı doğru yol olsaydı ve Kuran esas alınsaydı Nur 55’te verilen vaadler zaten yerine gelirdi.

Peki ümmetin bu perişan halinden ders çıkaran, niye böyleyiz diye düşünen var mı? Maalesef küçük bir kesim dışında kimsenin böyle bir durumu yok. Herkes bir yerlerde yanlışlık olduğunu görüyor ama yanlışı kendinde arayan yok. Çoğunluğa göre bu perişan halin sebebi hep dış güçlerdir. Hep kendilerinin ilerlemesini istemeyen şunun, bunun oyunlarıdır. Kendileri tembel, anlayışsız, yan gelip yatan, bencil, imansız değillerdir hep başkaları kötüdür. Tamam dış güçler, düşmanlar senin ilerlemeni istemez ama sen ne yapıyorsun? Asıl suçlu olan onlara bu fırsatı veren sen olmayasın? Bazılarıda ”Allah mümin kullarına musibet veriyor ki dereceleri artsın” gibi Kuran’a, akla, mantığa ters saçma fikirlerle kendini avutuyor. Halbuki başta Nur 55 olmak üzere Kuran’nın pek çok ayetinde bunun tam tersi söyleniyor. Bu saçma bahanelerle kendini avutanlara sormak lazım ”Kuran’la değil kafir kanunlarıyla yönetilerek, kendi ümmetinden insanları öldürerek ve camilerini bombalayarak mı dereceleriniz artacak?”

Kimse ne kendini nede başkalarını kandırmasın başımıza gelenlerin sorumlusu en başta biziz. Allah vaatlerin en güzellerinde bulunuyor ama biz nankörlükte sınır tanımıyoruz.

Hayırlı tefekkürler dilerim…

Yorumlarınızı bizimle paylaşın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s